<<Başarı için muntazam plânlı çalışma yapmak lâzımdır. Son nefesimizi verinceye kadar çalışacağız. >>
<<Cesaret, yüreklilik, atılganlık olmayan hiçbir dava başarıya ulaşamaz. >> Başbuğ Alparslan Türkeş
Ülkücülerin cani olarak gösterildiği bu dönemde sizleri ülkücüler hakkında az da olsa bilgilendirmek istedim inşallah sizlere az da olsa bir fayda sağlamıştır.
Ülkücü davanın başarıya ulaşması demek Dünya’da ki tüm sorunların bitmesi ve tüm insanlığın refah içinde yaşaması demektir. Bunu hiç mübalağa etmeden söyleyebiliriz. Ülkücüler inanmış samimi Müslümanlardır ve Dünyanın İslam nizam-ı ile yönetilmesini isterler. Kur’an-ı Kerim’de Allah-u Teâlâ <<O, insanı bir damla sudan yarattı. Fakat bakarsın ki (insan) Rabbine apaçık bir hasım oluvermiştir.>> (Nahl:4) buyurmaktadır. Kendilerini çok akıllı sanan insanlara cevap olarak da aynı surede <<Allah'a birtakım benzerler icat etmeyin. Çünkü Allah (her şeyi) bilir, siz ise bilemezsiniz.>>(Nahl:74) buyurmaktadır. (Bkz. Nahl suresini tamamı ile okumanızı tavsiye ederiz.)
Dünya’yı yaratan Allah(c.c.) şüphesiz ki Dünya’nın ne şekilde refaha kavuşacağını da en iyi bilendir. Dünya bir refaha kavuşacaksa bu beşeriyet ile değil ilahiyat ile gerçekleşecektir!
Konuyu fazla dağıtmadan ana başlığa dönelim. “Ülkücülerin hedefleri iyi güzel de nasıl ulaşacağız!?” diye soranları duyar gibiyim. Ülkücü hareket mensuplarının “cani”, “katil”, “yobaz” olarak nitelendirilmesi bizi ne kadar üzse de biz görüyoruz ki meyhanelerde içki içip dansöz oynatan, fuhuş yapan, çıplak gezen insanların “çağdaş”; alnı secdeye değen, harama bakmayan, Allah’ın emrettiği nizam’a uygun yaşayan, Allah’ın emirlerini yerine getirmeye çalışan insanların “gerici” olarak nitelendirildiği bir Dünya’da yaşıyoruz.
Ülkücüler ülküye ulaşmak için ilk olarak kendi nizamlarını öğrenmeli daha sonra da öğrendiği bu nizam’a harfiyen uymalıdır. Bu nizam’ı öğrenmek için bol kitap okumalı, araştırmalı; sormalı, soruşturmalıdır! << İlim öğrenmek susamış insana benzer, İçtikçe daha çok susar.>> (Johann Engel) İnsan öğrendikçe, öğrenmeli bilgide hudut tanımamalıdır! Peygamber Efendimiz(s.a.v.) birçok hadisinde okumanın, öğrenmenin gereğini vurgulamıştır. Allah(c.c), Peygamber Efendimiz(s.a.v)’e ilk olarak <<Oku… Oku yaradan rabbinin adıyla oku>> emirlerini vermiştir. Peygamberimize ve ümmetine ilk kılınan farz “okumaktır”.
Ülkücüleri “yobaz”, “cahil” gibi gösterenlere karşı en iyi cevap onların silahı ile onları vurmaktır. Açıklamak gerekirse kalem ile kâğıt ile medya aracılığı ile gerçek ülkücüleri tanıtmak ve sahte aydınların kirli maskelerini düşürmek. Takdir edersiniz ki bu o kadar kolay bir iş değildir. Maddi destek şarttır. Ancak Kur’an-ı Kerim’de <<İman edip salih ameller işleyen kimseler için mağfiret ve bol rızık vardır.>>(Hac:50) buyrulmaktadır. Ülkücü Hareketin ileri gelenleri bu konuya el atmalıdır ve biz iddia ediyoruz ki bugünün en güçlü silahı “medya” silahıdır. Maalesef ki ülkücüler bu silahtan yoksun denebilecek kadar az cephaneye sahiptir. Ama biz az silah ile kurtuluş savaşında harikalar yaratmış bir milletin evlatları olarak elimizdeki silahı uygun şekilde kullanabilirsek ülkümüzü, dinimizi şüphesiz Dünya’ya yayabilir “İlay-ı Kelimetullah” diyenlerin sayısını artırabiliriz.
Ülkücülerin yapması gereken çevrelerine ülkücüleri oldukça doğru bir şekilde yansıtmak; ülkücü adabı cümle âleme göstermektir. Yalnızca siyasi tartışmalar ile değil hâl ve hareketler ile de ülkücüleri insanlara göstermektir.
Daha önceden de belirttiğimiz üzere “kimse zorla ülkücü olmadı. Ama ülkücü olanlarda ülkücülüğün gereğini yapmalıdır. Ülkücü kişi birçok şeyden vazgeçmiştir.” demiştik. Ülkücünün kavga, dövüş ile ne işi olabilir!? Ülkücünün serserilik ile ne işi olabilir!? Gerçek mana’da bir ülkücü bunları yapmaya vakit bulamaz. Öğrenciler okullarından sonra ders çalıştıktan, ibadetlerini yaptıktan, ülküsü adına çalıştıktan, az da olsa dinlenmeye vakit ayırdıktan serserilik yapmaya vakitleri kalır mı ki!? <<Başarı için muntazam plânlı çalışma yapmak lâzımdır. Son nefesimizi verinceye kadar çalışacağız. >> diyor Başbuğ(Allah rahmet eylesin) Çalışmaktan yorulan, sıkılan zaten başta gelmeyecek! Başbuğ ne dedi <<Sizlere kolay bir başarı, vaat etmiyorum. Kısa zamanda bir iktidar umanlar bizimle yola çıkmasınlar. Yolumuz uzun ve çetindir. Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri, tehditler ve daha bir yığın engel çıkacaktır. Bu çetin yolda dayanabilecekler, bizimle gelsinler. Cesur olanlar, kuvvetli olanlar, gerçekten inananlar kafilemize katılsınlar>>
Ülkücü insan İslam nizam-ı ve Türk töresinden dışarıya çıkamaz. Bir ülkücünün birinin bacısına, kızına bakması asla ve asla mümkün değildir. GERÇEK bir ülkücü eğer böyle bir şey yaparsa anlayın ki kıyamet günü gelmiştir.
Ülkücüler durmaksızın davalarını anlatmalı, yalnızca anlatmakla kalmayıp bu davayı yaşamalı! <<Dava adamları o davanın şartlarını ve gereklerini kendi kişiliklerinde gösteremezlerse o davayı bir adım öteye götüremezler…>> Sözde değil, özde ülkücü olmak için ilk iş olarak belirttiğimiz gibi davayı tam anlamı ile öğrenmek ve anlamaktır.
Ve üzülerek söylüyorum ki ülkücü hareket içinde görev alan tüm yetkililer görevlerinin gereğini tam anlamıyla yerine getirmiyorlar. Bunun suçlusu görevleri verip daha sonradan takip etmeyen kişilerdir… Başbuğun <<Alınan görevleri yapmak ve yapıldığını takip etmek lâzımdır. Millet hayatında başarı devamlılığa bağlıdır.>> sözünden yola çıkarak en üst düzey yetkililerin ülkücü hareket içerisinde oldukça titiz bir teftiş yapmaları gerektiği ortaya çıkıyor. Ama şunu da söylemek gerekir ki ülkücü hareket her geçen gün daha iyiye gidiyor. Bahsettiğimiz teftiş yapılırsa ülkücü hareketin ülküsüne birkaç adım fazladan yaklaşacağından hiç kimsenin bir şüphesi olmasın!
Elimizden geldiğince size ülkücüleri anlatmaya çalıştık inşallah başarılı olabilmişizdir. Bu yazı dizisinde sizlere; ülkücüler hakkında genel bilgiler, ülkücülüğün temellerini, ülkülerini, seksenli yılları, gerçek ülkücü karakterleri, son Başbuğ Alparslan Türkeş’in hayatının kısa bir özetini, ülkücü şehitlerin bir kısmını, ülkücülerin istediği Türkiye’yi ve buna nasıl ulaşabileceğinizi paylaştık. Şüphesiz ki hatalarımız olmuştur. Hatalarımızı Allah(c.c) affetsin inşallah. Bıkmadan usanmayan okuyan tüm insanlara teşekkürlerimi sunarım, Allah(c.c) sizlerden razı olsun inşallah! Allah emeğimizi boşa çıkarmasın inşallah…
Allah(c.c) selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun…
Allah Türk’ü korusun Ve YÜCELTSİN!
31/01/2010
Kürşad Bozkurt