Selamun Aleykum Başbuğ’um,
Şuan yaptığım kimine göre bir delilik, zannediyorlar ki bu yazdıklarımdan haberiniz yok sizin, bilmiyorsunuz zannediyorlar olanları! Başbuğ’um, başbuğ’um bu yazdıklarımı duyduğunuzdan en ufak bir şüphem yok, çünkü Başbuğlar ÖLMEZ! Sizin ruhunuz semalarda, ölümü yok oluş sanıyorlar, bilmiyor ki cahil kafaları ölüm yok oluş değil esaretten kurtuluştur, ölüm sevdiklerine kavuşmaktır; siz kabriniz de şuan başbuğ ******’ü misafir ediyorsunuz, Fatih’i misafir ediyorsunuz, Alparslan’ı misafir ediyorsunuz. İnşallah bir gün de bizi misafir edersiniz!
Başbuğ’um bu millete ne olmuş böyle? Siz bize böyle bir milleti bırakıp da neden gittiniz? Bizi öndersiz, lidersiz, başbuğsuz bırakıp da neden çekip gittiniz? Başbuğ’um bu milletin gözü neden kör, neden görmüyorlar onca düşmanı, peki ya harekete ne oldu böyle; nerde ülkücüler, onlarda mı yattılar uykuya? Başbuğ’um, başbuğ’um sizin gösterdiğiniz yol, yolum; emriniz, görevimdir. Başbuğ’um bu milletin gözü nasıl açılır, bu millet nasıl titreyecek; nasıl kendisine dönecek? Hani bu millet Türk milletimi? Türk milleti bu olamaz başbuğ’um, başbuğ’um kandırmasınlar kimseyi bu millet Türk milleti değil… Türk milleti bu kadar cahil kalamaz, bir yüce millet bu kadar yozlaşamaz. Sanki “biz ne için çalıştık” dediğinizi duyuyorum, evet başbuğ’um siz seksen yıllık ömrü nerede harcadınız, saçınız nerde aklaştı, başbuğ’um; rabbimden dileğimdir sizin gibi saçımın milletim ve dinimin yolunda aklaşması… Başbuğ’um, başbuğ’um bu millete nasıl Türk’ü duyurmak gerek; bu millete nasıl İslam’ı öğretmek gerek? Başbuğ’um biliyorum kızıyorsun bana; haklısın ben ne kadar Müslüman’ım, şeytan’a köle olmuşuz!? Başbuğ’um bir millet nasıl bu kadar benliğinden uzaklaşır, başbuğ’um bu millet nasıl Kürşad’ın milleti olur, nasıl Alparslan’ın soyu olur, nasıl Fatih’in torunu olur, nasıl ******’ün yanında çarpışan köylü olur, nasıl senin emrindeki binlerce bozkurt olur? Başbuğ’um bu millet yüce peygamberin nasıl ümmeti olur, nasıl Hz. Âdem’in soyu olur? Başbuğ’um bir millet olursa bu kadar pis olur, böyle bir asil soy nasıl her akşam televizyonlarında türlü ahlaksızlığı izler? Başbuğ’um herkes biliyor zaten o türlü ahlaksızlıklar bu milleti bu hale koydu. Başbuğ’um üzüntüm yeni nesillere onlar böyle görmüş, böyle gidiyor, kızgınlığım sizin zamanınız nesline, kızgınlığım sizin yolunuzu yani Kürşad’ın yolunu yani Hz. Peygamber’in yolunu saptıranlara. Kızgınlığım Türklüğü aptallık olarak gösterenlere, kızgınlığım Türklüğü ahlaksızlığa itenlere. Başbuğ’um bir akıl verin hele ne yapmalı; Doğu Türkistan’a gidip soydaşı ile mi çarpışmalı, yoksa kalıp bu milleti kendine döndürmek için mi çalışmalı? Başbuğ’um öyle bir millet olmuşuz ki tek düşmanı PKK zannediyoruz sorsan her şey güllük gülistanlık hani? Bana sorsalar hele; yolunda giden hiçbir şey yok?
Başbuğ’um, başbuğ’um bizi neden bıraktınız, başbuğ’um bırakılacak zaman mıydı? Başbuğ’um bu milleti kim kurtaracak “Türk emsalsiz, Türkeşsiz, Türk ne yaşsız Türkeşsiz” diye boşuna söylenmiyor… Ah be başbuğ’um sen bugün yaşasan neler olmaz ki; ne açılımcılar olur da terör ile müzakere eder, ne dağdaki çakallar kan dökülerek kazanılmış memleketimizde zafer kutlamaları yapar? “Başbuğ’um, başbuğ’um ozanımız Arif’in dediği gibi “sen gittin gidileri dimağım durdu, karıştırdım artık çakalla kurdu” karıştırdık başbuğ’um… Başbuğ’um ne olur bir yol göster başbuğ’um… Başbuğ’um Türk milleti kendine dönmeli başbuğ’um, iş işten geçmeden başbuğ’um. Önderim, liderim, başbuğ’um zamanında kimse anlayamadı sizin kıymetinizi gelin bir de şimdi sorun, sizi sonradan tanıyanlara sorun…
Başbuğ’um ruhunuz şad, mekânınız cennet olsun. Allah-u Teâlâ sizi Peygamber efendimize komşu eylesin… Başbuğ’um dualarınızı bizden esirgemeyin… Başbuğ’um içimden bilseniz size neler anlatmak geçiyor, başbuğ’um anlayın beni kime şikâyet edeyim bu itleri? Başbuğ’um, başbuğ’um dert ortağımız sizsiniz, sırdaşımız sizsiniz; anamız, babamız, dedemiz, atamız sizsiniz. Sizi ben “dede” olarak tanıdım, bana sizi “dede” olarak öğrettiler, başbuğ’um sezin belki gerçek torununuz değilim ama kendimi sizin manevi torununuz olarak görmek istiyorum ve size sesleniyorum “Dedem seni çok özlüyorum” başbuğ’um beni maruz görün sizi dedem olarak görmek istiyorum, dedem sizi çok özlüyorum!?
Başbuğ’um, başbuğ’um merak etmeyin hiç yılmayacağım, başbuğ’um yılarsam Allah beni kahretsin… Başbuğ’um, başbuğ’um ne olur dualarınızı esirgemeyiniz, başbuğ’um milletim için korkuyorum, başbuğ’um sizin yolunuzdayım diye çok şey geldi başıma yine de gelsin; sizin ülkü erinizim diye herkes tavır aldı, alsınlar; sizin ülkü erinizim diye sevdiğim demediğini bırakmadı, ne derse desin; başbuğ’um, başbuğ’um bugün sahip olduğum her şey’e sayenizde sahip oldum. Maddiyatı geçelim başbuğ’um; ahlaka, töreye, terbiyeye, bilgiye, saygıya, saygınlığa ve her şeye… Başbuğ’um, okuldaki başarımdan, sevdiğime olan sevgime kadar her noktada siz varsınız. Okuldaki başarımı size borçluyum, hakkınızı helal edin. Sevdiğimi sizin öğrettiğiniz nizam ile seviyorum, o sevmese de Allah’a şükür doğrusunu yapıyorum Allah sizden razı olsun…
Başbuğ’um, başbuğ’um söylenecek çok şey var aslında ama, ama anlatacak kelime yok… Siz benim içimi biliyorsunuz, siz benim içimdesiniz, siz inşallah beni seviyorsunuz, başbuğ’um sizin beni evlatlarınızdan biri olarak gördüğünüzü hissediyorum, dilerim ki öyledir; bu benim için Dünya’da ki en büyük makamdır, en büyük şandır, en büyük mertebedir… Başbuğ’um ruhunuza Fatiha okuyarak mektubumu tamamlamak istiyorum, Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun…
TTK,
Kürşat Bozkurt evladınız… 13 / 12 / 2009